1 Kas 2012

Türkiye'de Elektrik Tarihi


Türkiye'de elektrik enerjisi, ilk kez 1902 yılında Tarsus'ta kurulan bir hidroelektrik santral ile üretilmeye ve kullanılmaya başlanmıştır. O dönemde, Tarsus Belediyesi'nde çalışan Avusturyalı Dörfler tarafından, Berdan Nehri Bentbaşı mevkiinde kurulan hidroelektrik santralından, sudeğirmeni milinin transmisyon kayışı ile 2 kW'lık bir dinamoyu bağlanmasıyla, 15 Eylül 1902 tarihinde Tarsus'a elektrik sağlandı. Üretilen elektrik enerjisi ile önce Tarsus'un sokakları aydınlatıldı. Elektrikle aydınlanan ilk konutlar ise Müftüzade Sadık Paşa (Sadık Eliyeşil) ile Sorgu Hakimi Yakup Efendinin evleri oldu.



1914 yılında ilk kayda değer elektrik üretim tesisi olarak Silahtarağa Termik Santralı hizmete girmiştir. 14 Şubat 1914'te açılan bu tesis, ekonomik ömrünü tamamladığı 1983 yılına kadar hizmet vermiştir.
1930'lu yıllara kadar Türkiye'deki elektrik çalışmaları, genelde yabancı işletmelerin elinde olan küçük yerel santraller ve onların beslediği birbirlerinden ayrı yerel dağıtım şebekelerinin işletilmesi şeklinde olmuştur. 1939 yılında yabancı şirketlere verilmiş olan bu imtiyazlar devletleştirilerek genellikle dağıtım hizmetleri belediyelere devredilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılında, kurulu güç 33 MW ve yıllık üretim 45 milyon kWh iken; 1935 yılına gelindiğinde, kurulu güç 126.2 MW, üretim ise 213 milyon kWh, elektriklenmiş il sayısı ise 43'tür. 1933 yılında 2301 sayılı Kanun ile İller Bankası kuruldu.

1935 yılında, 2805 sayılı Kanun ile kurulan Etibank’ın 3 ana işlevinden biri elektrik işletmeciliği olarak düzenlenmiştir. Yine aynı yıl, 2804 sayılı Kanun ile Maden Tetkik Arama (MTA), 2819 sayılı Kanun ile Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİEİ) kurulmuşlardır. 1954 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) kurulana kadar hidroelektrik tesis dahil tüm üretim ve dağıtım Etibank önderliğinde bu kuruluşların katkılarıyla yürütülmüş, küçük kapasiteli dizel ve hidrolik santraller ve birçok sanayi kuruluşunun ve belediyelerin işlettiği dizel santraller ile şehirlerin elektrik ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmıştır.

1948 yılında, Silahtarağa Termik Santralı’ndan o güne en büyük tesis olan Zonguldak'daki Çatalağzı Termik Santralı devreye girmiş ve 1952 yılında 154 kV'luk bir Enerji nakil hattı ile İstanbul'a elektrik takviyesi yapılmıştır. Bu Enerji nakil hattı, ulusal enerji sisteminin de (Enterkonnekte sistem) başlangıcını oluşturmuştur.
1950'li yıllarda, Türkiye'nin kurulu gücü 407.8 MW, yıllık üretim ise 500 milyon kWh'a ulaşmıştır. 1956 yılında 3 önemli tesis ulusal elektrik sistemine bağlanmıştır. Bunlar; Adana yakınlarında Seyhan Barajı ve HES, Ankara yakınlarındaki Sarıyar barajı ve HES ile Kütahya yakınlarındaki Tunçbilek Termik Santralı'dır.
1956 yılında, Sarıyar Barajı ilk iki ünitesi toplam 80 MW güç ile hizmete girmesinden tam 14 yıl önce, 1942 yılında ABD de hizmete giren Grand Coulee Barajı 24 generatörlü 6180 MW gücünde idi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük elektirk projesi Atatürk Barajı 2400 MW gücündedir.

1958 yılında Nazilli yakınlarında Kemer Barajı ve HES, 1959 yılında Kırşehir yakınlarında Hirfanlı Barajı ve HES, 1960 yılında Manisa yakınlarında Demirköprü Barajı ve HES o yıllarda kurulan hidroelektrik tesislerdir.
1970 yılında 1312 sayılı yasa ile Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kurulmuş, Belediyeler ve İller Bankası dışında bütünlük sağlanmış, bazı istisnalar dışında üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin yapım ve işletilmesi ile elektrik sektörünün planlanması tekel statüsüyle TEK'e verilmiştir. Bu tarihte de kurulu güç 2234.9 MW, üretim ise 8 milyar 623 milyon kWh seviyelerine yükselmiş, ilk 380 kV "Enerji Nakil Hattı" sisteme dahil edilmiştir. 1970 yılında elektriklenmiş köy sayısı % 7'ye ulaşmıştı. 1972 yılında, Türkiye’nin o güne kadar ki en büyük baraj ve HES'i olan Eskişehir yakınlarındaki 300 MW gücündeki Gökçekaya Barajı ve HES ile yine en büyük termik santral projesi olan Seyitömer Termik Santralı devreye alınmıştır. 1975 yılında Fırat Nehri üzerindeki inşaa edilen Keban Barajı, 1330 MW'lık kapasitesi ile o yıla kadar kurulan tüm barajlı santralerin toplamından daha büyük kurulu güce sahipti.

Türkiye kurulu gücü 1980 yılında 5118.7MW'a üretimi ise 23 milyar 275 milyon kWh kapasitesine ulaşmıştır. 1982 yılında Belediyeler ve Birliklerin ellerindeki elektrik tesisleri TEK'e devredilmiştir. Bu tarihten itibaren de enerjinin üretimi, dağıtımı ve satışları bu kurum (TEK) tarafından yapılması sağlanmıştır. Bu dönemde de Türkiye'nin kurulu gücü 6638.6 MW, üretimi ise 26 milyar 552 milyon kWh olarak gerçekleşmiş, bu yıl elektriklenmiş köy sayısı % 61'e ulaşmıştır. Bu yıllarda birde Çayırha Termik Santrali yapılmıştır. 300MW 2 ünite daha sonra 2000 yılında 2 ünite daha faliyete geçmiştir.

1984 yılında kabul edilen 3096 sayılı yasa ile TEK’in tekel statüsü kaldırılmış, yerli ve yabancı Sermaye Şirketlerine üretim tesisi kurmak ya da mevcut üretim ve dağıtım tesislerinin mülkiyeti TEK’da kalmak üzere işletme hakkı devralmak suretiyle faaliyette bulunma imkânı verilmiştir. 12 Ağustos 1993'te TEK; ikiye ayrılarak üretim ve iletimden sorumlu TEAŞ, dağıtımdan sorumlu TEDAŞ kurulmuştur.
Bu dönemde Yap-İşlet Devret (YİD) modeli ile kurulması kabul edilen üretim tesislerinin finansmanının teşebbüs sahiplerince sağlanması, üretilen tüm enerjinin TEK tarafından satın alınması benimsenmiştir. 3096 sayılı yasa ile Özel sektöre üretim, iletim, dağıtım ve ticaret yetkisi veren, Yap-işlet-Devret modeline, otoprodüktör (Kendi elektrik enerjisi ihtiyacını kendi ürettiği tesislerden sağlayan, ürettiği fazla enerjiyi kamuya satan sanayi kuruluşları) uygulamasına ve mevcut tesislerin işletme hakkı devirlerine imkân sağlanmıştır. 1996 yılında sadece yeni üretim tesislerinin yapımı için Yap-İşlet Modeli uygulamasına yönelik olarak 4283 sayılı yasa yayınlanmıştır.
3 Mart 2001 tarihinde, 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Kurulu (EPDK) oluşturulmuş olup piyasada faaliyet gösterecek olan işletmelerin bu kurum ve kurul ile uyumlu çalışması öngörülmüştür.

Bu dönemde Türkiye Elektrik Üretim ve İletim Anonim Şirketi (TEAŞ) üçe bölünerek;
Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)
Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi (TETAŞ)
Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) kurulmuşlardır.
2004 Yılında yapılan mevzuat değişikliği ile Devlet Su İşleri kontrolünde olan bütün HES'ler Elektrik İdaresine devredilmiştir. Günümüzde elektrik satış fiyatlarını hala devlet belirlemekte olup, son bir kaç yıldır değişikliğe uğramamıştır. 5-5,5 avro sent cıvarında satış (üreticinin) fiyatı belirlenmiş elektrik Avrupa'nın en ucuzu arasında yer almaktadır.[kaynak belirtilmeli] Ancak sanayi şirketlerinin ödediği elektrik fiyatı kilovat başına 9 avro sent cıvarında olup, Japonya'dan sonra en pahalı elektrik fiyatıdır. (Japonya'da 16 avro sent cıvarındadır.)

6 Ağu 2012

İstanbulluların Çilesi Bitmiyor

Trafik çilesinden sonra, bu kez de elektrik çilesi başlıyor...


7 AĞUSTOS SALI 

  • 09.00-17.00 arasında Bağcılar Mahmutbey Caddesi Kaplan İş Merkezi, 13, 15, 16-A, 14, 11, 12. sokaklar ve civarı, Kazım Karabekir Mahallesi Pazaryolu Sokak.
  • 09.00-17.00 arasında Bahçelievler Soğanlı Mahallesi Akdeniz Sokak.
  • 09.00-16.00 arasında Sultangazi Cebeci Mahallesi 1. Cebeci Yolu No: 147148, 2495. Sokak No: 34, 2494. Sokak, 2500. Sokak, Atatürk Bulvarı No: 39 ve civarı.
  • 09.00-16.00 arasında Eyüp Çırçır Mahallesi, Uludağ Caddesi Betül, Sevimli, Sevda ve Zuhal Sokak.
  • Saat 09.00-18.00 arasında Sarıyer Pınar Mahallesi Çamlıbel Caddesi ve civar sokaklar.

8 AĞUSTOS ÇARŞAMBA 

  • 09.00-17.00 arasında Bağcılar Barbaros Mahallesi, Ahmet Yesevi Caddesi, Kazım Karabekir Mahallesi.
  • 09.00-17.00 arasında Esenler Havaalanı Mahallesi Göral Sokak, Görenek Sokak, Gürsel Sokak ve civarı. I Saat 09.00-16.00 arasında Sultangazi Uğur Mumcu Mahallesi. 
  • 09.00-16.00 arasında Eyüp Akşemsettin Mahallesi Alperen Caddesi Vural Sokak, Işık Konutları, Tekel Blokları, Billur Blokları ve civarı.
  • 09.00-15.00 arasında Esenyurt Örnek Mahallesi Erzurum Kongre Caddesi’nin bir kısmı.
  • 08.00-21.00 arasında Bahçelievler Fevzi Çakmak Mahallesi Millet, Umman, Güvercin, Orkide, Yakut, Gülibrişim, Gençlik, Taşkın, Ulus, Oğuzhan, Gülen, Bahadır, Kandilli, Mihriban, Bozkurt sokaklar.

9 AĞUSTOS PERŞEMBE 

  • 09.00-17.00 arasında Bağcılar Yıldıztepe Mahallesi, Yenigün Mahallesi Bakırköy Caddesi.
  • 09.00-17.00 arasında Bahçelievler Soğanlı Mahallesi Karadeniz Sokak.
  • 09.00-16.00 arasında Sultangazi 50. Yıl Mahallesi.
  • 09.00-16.00 arasında Gaziosmanpaşa Şemsipaşa Mahallesi Eski Edirne Asfaltı. 
  • 09.00-18.00 arasında Sarıyer Pınar Mahallesi Çamlıbel Caddesi ve civar sokaklar. 
  • 09.00-15.00 arasında Bağcılar Kemalpaşa Mahallesi, Namık Kemal Caddesi, 20. Cadde ve civarı.

10 AĞUSTOS CUMA 

  • 09.00-17.00 arasında Bağcılar Yıldıztepe Mahallesi Bakırköy Caddesi, Yenigün Mahallesi.
  • 09.00-17.00 arasında Esenler Havaalanı Mahallesi Göral, Gurbet, Giden Sokak ve civarı.
  • 09.00-16.00 arasında Gaziosmanpaşa Karayolları Mahallesi Cebeci Caddesi.
  • 09.00-16.00 arasında Avcılar Yeşilkent Mahallesi Amasyalılar Caddesi ve Gazi Caddesi’nin bir kısmı.

facebook.com/NecronUPS

31 Tem 2012

Elektrikte yüzde 7 indirim


Düzenli olarak elektrik faturasını ödeyen aboneye mahkemeden müjdeli haber geldi.





   Mahkeme, yıllardır kaçak elektrik kullanan konut ve işyerlerinin tüketim bedelinin faturalı abonelere ödettirilmesinin haksız olduğuna hükmetti. Böylece, Türkiye'de yıllık 13 milyar TL'yi bulan kaçak elektrik bedelinin, 2 milyar lirasını ödeyen dürüst tüketici rahat bir nefes aldı. Bu kararla abonelerin elektrik faturasının yüzde 7 oranında düşmesi söz konusu olacak. 


   İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi, elektrik faturasında kayıp/kaçak kullanım bedeli kesintisi yapılmasına itiraz eden ve elektrik şirketi aleyhine tüketici hakem heyetine açtığı iade davasını kazanan tüketiciyi haklı buldu. Elektrik şirketinin açtığı "karar iptali" davasını ise reddetti. Kararın gerekçesi "Üçüncü kişilerin yasal olmayan yollardan kaçak olarak elektrik kullanmalarından doğan haksız fiilleri dolayısıyla oluşan zararların, yasal yollardan elektrik kullanan kişilere yansıtılması yasaya uygun olarak kabul edilemez" şeklinde özetlendi.


DÜRÜSTE CEZA VERİLİYOR


   Tüketiciye müjdeli haber gelmesini sağlayan süreç şöyle gelişti: Üsküdar Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'na başvuran Aziz Sülün, Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım'ın (AYEDAŞ) elektrik faturasında kayıp, kaçak bedeli olarak alınan bedeli iade etmesini talep etti. İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi, elektrik faturasında kayıp/kaçak kullanım bedeli kesintisi yapılmasına itiraz eden ve elektrik şirketi AYEDAŞ aleyhine Üsküdar Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığı açtığı iade davasını kazanan tüketici Aziz Sülün'ü haklı buldu. Davalı AYEDAŞ ise Terzi, Üsküdar Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı tarafından verilen bu karar nedeniyle, İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi'ne başvurarak "kararın iptali" başvurusunda bulundu.


13 milyarlık kaçak var


   Resmi rakamlara göre Türkiye'nin kaçak elektrik oranı yüzde 18. TEDAŞ'ın 2010 raporuna göre kaçak oranı en yüksek iller Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde. Şırnak yüzde 77 kaçak oranı ile en fazla kaçak elektrik kullanan il. Şırnak'ı yüzde 74'le Hakkâri, yüzde 73'le Mardin, yüzde 70'le Diyarbakır, yüzde 64'le Batman takip ediyor. Yıllık kaçak elektrik kullanımının toplam maliyeti ortalama 13 milyar TL. Bunun 2 milyar doları kaçak kullanmayan müşterilerin faturalarına yansıtılıyor.

25 Tem 2012

Evlerde elektrik nasıl kullanılıyor?

Evlerde elektrik nasıl tüketiliyor?, Amerikan enerji bakanlığı tarafından meskenlerde elektrik tüketimi konusunda geniş çapta yapılan çalışmanın sonuçlarını aşağıda bulabilirsiniz, veriler yaklaşık değerlerdir.



Elektrik Tüketiminde Ramazan Rekoru


11 Temmuz’dan bu yana neredeyse her gün rekor kıran günlük tüketim Ramazan’ın başlamasıyla gece saatlerinde de elektrik tüketimi artışına neden olarak dün yeni bir rekora daha ulaştı. Bu durum önceki gün (24 Temmuz) tüketimde 785 milyon 446 bin kilovatsaatla (kWh) yeni bir rekorun kırılmasına yol açtı, dün kurulu güç kullanımı (en yüksek puant) saat 14.00 itibarıyla 37 bin 882 Megavat (MW) olarak belirlendi.
En yüksek puant olarak 18 Temmuz tarihinde saat 14.00 itibari ile 38 bin 195 Megavatlık (MW) elektrik tüketimi halen en yüksek rekor.
Konuyla ilgili konuşan Bakan Yıldız, “Arzda bir sıkıntı yok. Geçen yıl rekor tüketim Ağustos ayında yaşanmıştı ama bu yıl Temmuz’da başladı.” dedi. Yıldız, rekor elektrik tüketiminde derin kuyu sondajları ile kaçak kullanımın artmasının payı olduğunu belirtti.

Kaynak : Enerji Enstitüsü


10 Tem 2012

Esmer çocuğumuza ne isim versek?


Necron Energy 5. yaşında!

5 yıllık süre zarfında bir çok ulusal ve uluslararası markanın tercihi ile büyümeye devam etmekteyiz. Genç yaşımıza rağmen kalite ve güvenilirlikten taviz vermeden hizmet veren ekibimiz 5. yıl münasebeti ile gerçekleşen organizasyonumuz vesilesiyle bir araya geldi. 

Necron Ankara, İzmir ve Adana Bölge Müdürlüğü 5. yıl özel plaketlerini Genel Müdür'ümüz Necmettin AKÇAY'ın elinden aldılar. Ayrıca Omesis Teknik, Çobanoğlu Elektrik, Teknokom Bilgisayar, Alem Elektrik, EKC Enerji, Rahmet Elektrik, Elektro Ofis ve Senkron bayileri göstermiş olduğu başarılarından dolayı 5. yıl plaketi almaya hak kazandılar.

Yoğun bir çalışma yılını da geride bırakan Necron Energy ekibi. Sıcak yaz akşamını serin bir boğaz turu ile tamamlayarak yoğun çalışma yılının yorgunluğunu geride bıraktı. 

5 yıllık süreçte emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimizle...







23 Haz 2012


Sizce UPS'in açılımı nedir?

  • Uzun Priz Sistemi
  • Uçuk Parmak Sendromu
  • Ufuk Polat Seyfi
  • Uninterruptible Power Supply


16 Nis 2012

Kesintisiz Güç Kaynağının yeni gözdesi Moduler UPS'ler!


MODÜLER UPS SİSTEMLERİ




Sürekli gelişen teknolojiyle birlikte kendisini yenileyen ve geliştiren UPS teknolojisinde; enerji verimliliği düşük ve maliyeti yüksek olan tristör doğrultuculu stand alone (bağımsız) UPS’lerin yerini 2000’li yıllarla beraber IGBT doğrultuculu UPS’ler almaya başladı. Günümüzde kullanılan bu IGBT doğrultuculu, 3 faz çıkışlı UPS’lerin büyük bölümü tek modül (stand alone) olarak üretilmektedirler. Bu UPS’ler beraberinde birçok dezavantaj getirmektedir.  Bu UPS’lerin kullanıldığı sistemlerde enerji sarfiyatı, cihazların kapladığı alan ve arıza durumunda UPS sisteminin tamamının devre dışı kalması en önemli eksikliklerdendir. Ancak son yıllarda gelişmeye başlayan modüler UPS teknolojisi ile beraber bu eksiklikler büyük oranda giderilmiştir. Enerji verimliliğinin daha çok önem kazanması ve kritik yüklerin güvenirlik konusunun ön plana çıkması nedeniyle modüler UPS’ler sektörde çok ciddi bir taleple karşılaştı. Beraberinde birçok yenilik getiren modüler UPS teknolojisinin özellikle bilişim sektörü için vazgeçilmez bir çözüm olacağı öngörülüyor.

Yeni nesil modüler UPS’ler, Stand alone UPS’lere oranla birçok üstün özelliğe sahip. Yüksek verimlilik, yüksek güvenirlik, tek nokta hatasını minimum seviyeye indirme, yedeklilik, kolay ve hızlı onarım, esnek konfigürasyon, yük altında modül değiştirebilme ve düşük sahip olma maliyeti bu özelliklerden sadece birkaçı. Örneğin 100 KVA’lık bir yükü yedekli olarak beslemek için %50 yükte paralel çalışacak olan 2x100 KVA’lık Stand Alone UPS kurulumu gerekirken aynı yük 6x20 KVA’lık Modüler UPS kullanılarak da yedekli beslenebilmektedir. Böyle bir sistemde Stand Alone UPS %50 yükte düşük verimle çalışacak, Modüler Sistem ise %83 yükte çalışarak verimi arttıracaktır.

Necron’un en yeni ürünlerinden biri olan RM serisi modüler UPS’ler de sahip olduğu 3-seviyeli IGBT teknolojisi ile modüler UPS alanında şimdiden en güçlü lider adayı. Sınıfındaki cihazlara oranla birçok üstün özelliğe sahip olan Necron RM serisi UPS, WIN 2012 fuarının gözdeleri arasındaydı. Ziyaretçilerin büyük beğenisini kazanan RM serisinin üstün özellikleri;
  • Modüler dizayn
  •  Yüksek verim: Online Mod %95, Eco Mod %98
  •  6-10 modül alabilen kabinetler
  •  20 KVA’lık modüller
  •  Tek kabinde 200 KVA
  •  Kabinler arası paralel bağlantı imkanı
  •  Dokunmatik ekran (touch panel)
  •  IGBT rectifier 0.99 giriş güç faktörü
  •  Düşük giriş akım distorsiyonu (THDI < %3)
  •  Enerji altında modül değiştirebilme
  •  Statik ve bakım by-pass özellikleri
  •  Deep discharge koruması
  •  Akü arızasını zamanında tespit için otomatik akü testi
  •  Standart RS232, USB, kuru kontak ve SNMP haberleşmesi
  •  Küçük boyut ve şık görünüm
  •  Uluslararası standartlara uygunluk 

 Detaylı bilgi ve ürün çeşitliliği için: www.necron.com.tr


15 Şub 2012

Küçük Tedbir Büyük Tasarruf Getirir


Evinizde, iş yerinizde, birçok yerde devamlı elektrik tüketen teknolojik aletlerinin olduğunun farkında mısınız? Teknolojik aletler ne kadar siz kapalı sansanız da bazen az da olsa elektrik tüketiyor, enerji harcıyor. Aman onun harcadığı enerjiden ne olacak ki demeyin. Bu gereksiz harcanan enerjiler geçen yıllar ile hem size hem dünyamıza oldukça büyük bir yük oluşturuyor. Temel olarak neler enerji harcıyor, neler yapılabilir, ne gibi ufak tedbirler alınabilir bunlardan bahsedeceğiz.

Her şeyden önce evlerde genellikle kullanılan beyaz eşyalara çok dikkat etmek lazım. Gelişen teknoloji ile birlikte harcadıkları enerji minimuma indirilen beyaz eşyaları tercih etmeliyiz. Zaten her beyaz eşyanın üzerinde hangi enerji sınıfına dahil olduğu yazmaktadır. Bunlardan en iyileri A sınıfı enerji düzeyinde olanlardır. Zaten artık birçok yerde A sınıfı olmayan beyaz eşyalar satılmamaya başladı ama yine de küçük mağazalarda bazen rastlıyoruz. Bunlara dikkat edelim.

Evimizde, bazen de iş yerlerimizde devamlı olarak çalışan bir ev eşyamız var: buzdolabı. Bu buzdolabı bütün gün çalışıyor malum. Ama bazı konuları unutmamak lazım. Buzdolapları genelde belirli bir dereceye ayarlanır. Ayarladığınız derecede içerisinin sıcaklığını tutmaya çalışır. Zaten o dereceye ulaştığı zaman çalışmasını minimuma indirir. (Bunu buzdolabının çıkardığı sesin en aza indiğini görerek de anlayabilirsiniz.) Zaten içi kapalı olduğu için uzun süre minimumda durabilir. Tabi bulunduğu ortamın sıcaklığına ve zamana bağlı olarak belli bir miktar ısındığında veya kapağı açıldığında içeri sıcak hava girdiği için tekrar ayarlı dereceye inene kadar çalışmaya başlar. İşte bu konuda enerji tasarrufu yapabilmemiz çok mümkün. Buzdolabının bulunduğu yer mümkün olduğu kadar güneş altı olmamalıdır ve özellikle de buzdolabının kapağını gereksiz olarak açıp kapamamalıyız.

Bir diğer konu ise televizyonlarımızı kapatırken kumandadan kapatmamalıyız. Yani standby (bekleme) modunda kapatmak yerine televizyonumuzu üzerindeki düğmesinden kapatmalıyız. Aynı şekilde bilgisayarlarımızı da bekleme modunda bırakmak yerine işimiz bittiyse direk olarak kapatmalıyız. Çünkü bilgisayar ve televizyonlar bekleme modlarında iken oldukça enerji harcarlar.

Evimizde ve iş yerlerimizde yer alan teknolojik aletler oldukça fazla. Hatta bazıları bazı zamanlarda hiç kullanılmıyor bile. Bu tip durumlarda mümkünse kullanılmayan elektrikli aletler prizlerinden çıkartılmalıdır. Aynı şekilde telefonlarımızı, pillerimizi ve bunlar gibi şarjlı aletlerin şarj makineleri de şarj işlemi bittikten sonra prizde bırakılmamalıdır. Bu tip durumlar da bize, enerji tasarrufu olarak; dünyamıza ise, korumak adına katkı olarak geri dönecektir.

Tasarruf olarak bize en büyük katkıyı da gereksiz yanan lambaları söndürmemiz sağlayacaktır. Ve kullandığımız lambaları klasik sarı ampuller yerine enerji tasarruflu ampulleri kullanmak oldukça tasarruf sağlar. Çünkü bu tip ampuller diğer ampullerden çok daha az enerji kullanarak aynı aydınlanmayı sağlar.

Yapabileceklerimiz oldukça fazla. Peki, biz bunlardan hangilerini yapıyoruz?
Hem kendimiz için hem dünyamızı korumak için enerji tasarrufuna çok dikkat etmeliyiz.




Kaynak: weblopedi

8 Şub 2012

Elektrik Kesilmeleri ve Voltaj

Kullanmış olduğumuz bilgisayarlara en büyük düşman sadece virüsler değildir. Bilgisayarların en büyük düşmanlarından bazıları da elektrik kesintileri ve voltaj değişimleridir.

Örneğin 2012'ye girdiğimiz ilk haftalarda yaşanılan şiddetli kar yağışı ve fırtınanın elektrik kesintisine yol açtığını ve bundan doğan birçok maddi-manevi hasarı hepimiz tecrübe ettik.

Fırtınalı günlerde elektrik kesintisi olacağını öngörüp sisteminizi tamamen elektrikten çekerek önlem almayı düşünebilirsiniz. Bu şekilde bulunan bir çözüm iş gecikmesi ve kaybının yanısıra sizi kısıtlayacaktır. Fırtınalı günlerin tehlike olasılığı normal günlere göre yüksek de olsa aslında diğer günler de yaşanan elektrik kesintisinden farkı yoktur. Ayrıca bilgisayarınıza bu zararı bizzat elektrik kesintisinin gidişi ve aniden geri gelişi vermektedir. Bu kesilme ve geri gelişler çok hızlı olduğunda yaşanan dalgalanma tehlikenin ta kendisidir.
Benzer şekilde aynı elektrik hattına bağlanan ve yüksek voltaj çeken bir saç kurutma makinesi, elektrikli ısıtıcı veya klima da dalgalanmaya neden olabilir.

Eğer sık elektrik kesintileri ve dalgalanmaya maruz kalan bir evde oturuyorsanız, masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarınız için bu dalgalanmaları önleyicilerden alabilirsiniz.
40$ - 50$ gibi ücretlere bulabileceğiniz önleyiciler ilk dalgalanmadan sonra kullanılamaz hale de gelebilir ve yeni bitane daha almak zorunda kalabilirsiniz.

Günümüzde önleyiciler yerine kullanılan daha gelişmiş teknoloji ürünü ve garantili ürünler mevcuttur. Daha sağlıklı bir çözüm olarak niteleyebileceğimiz kesintisiz güç kaynağı (UPS) almak mantıklıdır. Böylelikle UPS'de depolanan güç sayesinde bilgisayarınızı normal yollardan kapatmanız için fazla fazla zaman bulabilirsiniz.

Bilgisayarınızı önemsiyor ve elektrik kesintileri ve voltaj dalgalanmalarına karşı önlem almak istiyorsanız bizi arayın size yardımcı olalım:
Tel: +90 216 494 0 444 pbx
Fax: +90 216 494 3 000
Ayrıca acil durumlarda aşağıdaki numaralardan bize 7gün / 24saat ulaşabilirsiniz;

0535 289 4 886
0530 969 4 822
0532 543 0 378


Doğada Elektrik

Elektrik doğanın en temel olgularından biridir. Mıknatıslık ve elektrik evrenin yapı taşları arasında yer alır.
Yıldırım
Yıldırım; elektrik yükünün atmosferden yeryüzüne aktarılmasıdır Sürtünme ile üretilen elektriğe 'Yıldırım'ı örnek verebiliriz. Bulutlar arasında gerçekleşen sürtünme sonucu buhar kümeleri elektrik yükü ile dolar. N.Ş.A.'da hava yalıtkandır. Ancak bulutlar birleşerek elektrik yükleri de arttığı zaman havanın yapısı değişerek plazmaya dönüşür. Bu olay sonucu da elektrik yükleri yeryüzüne iletilir. Yani yıldırım düşer.
Madde Yapısı

Atom maddenin yapı taşıdır. Atomlar kendi aralarında birleşerek molekülleri oluşturur ve bu olay elektrik sayesinde gerçekleşir.
Örneğin kristal ve tuzlarda atomları elektrik bir arada tutar. mıknatıslarda zıt kutuplar yani + ile - birbirini çeker ama + ile + ve - ile - birbirini iter... Gezegenimizin elektromıknatıssal alanı, çekirdeğinde yer alan elektrik akımlarından doğar.

Hayvanlar

Elektrik akımı üretebilen balık türü.
Balık türlerinin bir çoğu yön belirlemek, kendilerini korumak gibi durumlarda kendi elektrik akımlarını üretirler. Balıklar bu gerilimi, kasa benzer yapılar ile üretip, genelde avlarını sersemletmek için kullanırlar.

Köpek balıkları gibi kıkırdaklı balıklar baş bölgelerinde bulunan elektrik akımına duyarlı bölgeler sayesinde avlarının yerini tespit edebilir.

Örneğin; çekiç başlı köpek balığı, geniş olan burun bölgesinde bulunan duyarlı noktalar sayesinde son derece keskin bir elektriksel algılamaya sahiptir.

Çoğu canlı türü elektrik üretir ve bu elektrik kasları hareket ettirmek ve sinir hücreleri arasında iletişimi sağlamak için kullanılır.


Elektrik üretim çeşitleri;
  • Güneş Enerjisi
  • Rüzgar santralleri
  • Doğalgaz santralleri
  • Termik santraller
  • Hidroelektrik santralleri
  • Voltaik paneller
  • Jeotermik santraller
  • Nükleer santraller


2 Şub 2012

Rutinden Sıkılanlara Farklı Tasarım Prizler

Klasik, dört köşe, sabit, seri üretimlerden sıkılanlara bir göz banyosu niteliğinde bu prizler.

Rutin işler bana göre değil diyorsanız farklı tasarımlardan hoşlanıyorsunuz demektir... Aşağıda da farklı tasarımcıların ezberlediğimiz prizlerden oldukça farklı tasarımları yer alıyor...






30 Oca 2012

Elektrik kesilince bilinç de kararıyor

Marmara Bölgesi'nde iki kafta önce yaşanan elektrik kesintisi modern şehir insanını şok etti. Ne yapacağını şaşıran, yolda, işte, evde karanlıkta kalanlar garip bir psikolojiye kapıldı. 9 yıl önce aynı imtihadan geçen Amerikalıların yaşadığı buhranı uzmanlar, 'bilinç kararması sendromu' diye tanımlamıştı. Elektrik kesintinin metropol insanına yaşattığı 'psikolojik yoksunluk hali'nin ülkemizdeki yansımaları da araştırılmaya değer.


ABD tarihinde 11 Eylül saldırılarından sonraki en büyük kriz, 2003'te yaşanan, 5 şehri, dolayısıyla 50 milyon insanı etkileyen elektrik kesintisiydi. Kentlerdeki hayatı felce uğratan bu beklenmedik kesinti, yüz binlerce kişiyi sokaklara döktü. Süper gücün simgesi New York'ta tam bir kargaşa yaşandı. Tüm bunları dünya canlı yayında izlerken, "Türkiye'de, özellikle İstanbul'da böyle bir şey olursa ne olur?" sorusu sorulmuştu. Aradan 9 yıl geçtikten sonra aynı şeyi iki hafta önce bizde yaşadık. Marmara Bölgesi'nin İstanbul, Kocaeli gibi üretim merkezlerinde 6 saat süreyle elektrik kesildi. Metro ve tramvaylar durdu. Trafik lambaları çalışmadı. 15-20 katlı binalardaki asansörler de...

Güneş battıktan sonra İstanbul koca bir karanlığa gömüldü. İşyerlerinden çıkanlar, sokaklarda insan seli oluşturdu. Kesintinin cumartesi günü yaşanması büyük şanstı. Kamu kurumları ve birçok şirket tatildeydi. Elektirik kesintisi daha uzun sürseydi ve hafta içi olsaydı kaos daha büyük olacaktı. En ufak olumsuz gelişmede büyük dalgalanmalar yaşayan Borsa'nın kapalı olması da ekonomi için büyük bir şanstı. Bunlar, insan için hava-su-gıda ne ise metropol için de o demek olan elektrik kesilince büyük şehirlerin yaşadığı teknik aksaklıklar. Peki şehirde yaşayan insanların psikolojisi?

Elektrik kesilince bilinç de kararıyor

Amerika'nın kuzeydoğusunda yaşanan ve Kanada'nın başkentini de etkileyen 2003'teki büyük elektrik kesintisi modern insanın kendini sorgulamasına sebep oldu. Milyonlarca insan, kendilerini güvende hissetmelerini sağlayan ve gücünü elektrikten alan sistemin kayıtsız şartsız güvenilir olmadığını fark etti. Amerikalı uzmanlar yaşanan bu psikolojik buhrana, 'blockout sendromu/bilinç kararması sendromu' adını veriyor. Yani ne yapacağını bilememek. Eskilerin deyimiyle 'güvendiği dağlara kar yağması' durumu.

Varlık içinde yokluk yaşamak

Amerikalılar elektrik kesintisi sırasında yaşadıklarını sonradan bolgalarında anlattı. Fotoğraflarını paylaştı. Dev metropoller, beton ve çelik yığınına dönmüş. Yüzlerce katlı binalarda mahsur kalan insanlar, karanlık merdivenlerden inmek zorunda kalmış. Yerin onlarca metre aşağısından geçen metroda tedirgin saatler geçirmişler. Hiç akıllarına gelmeyecek bir şeyi, pil ve el feneri bulmak için marketlere akın etmişler. Daha da şaşırtıcısı, elektrik varken banka hesaplarında binlerce doları olan insanlar, sistem çalışmadığı için ceplerindeki birkaç dolar nakitle ortada kalmış. Birçok blogger, "Yarın da elektrikler gelmezse ne yapacağım." korkusuyla uyuyamadığını yazmış. Kentin bazı noktalarındaki bankamatiklerin yedek güç kaynağı sayesinde çalıştığına dair duyum alan oraya doğru koşmuş. Bankamatiğin sokağı, Rock konserleri gibi kalabalıklarla dolmuş. Bankamatikte ise ya para kalmamış ya da sınırlı miktarda nakit veriyormuş. Varlık içindeyken yokluk çekmenin ne demek olduğunu Amerikalılar en şiddetli haliyle işte o zaman anladı.
Karanlığa ve kaosa sürüklenen şehirlerden elektriğin olduğu kentlere gitmek için yola çıkanları bir sürpriz daha bekliyordu; benzin pompaları da çalışmıyordu. Bu sırada Kanada'nın başkentinde yağmalamalar başlamışdı. New York'ta da, çok daha önce 1977 yılında yaşanan elektrik kesintisinde 3 bin 700 kişi yağmacılıktan gözaltına alınmıştı.

Elektiriğin yoksa neye yararsın?

Önceki hafta Türkiye Sakarya, Kocaeli, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne ve İstanbul'da gibi illerde yaşanan elektrik kesintisi de tıpkı Amerika'daki gibi şok etkisi yaptı. Çünkü bu bölge, hem nüfus yoğunluğu hem de sanayi bölgesi olması açısından ülkemizin can damarı. Fabrikalarda üretim durdu. Türkiye'nin kalbi topyekûn karanlığa gömüldü.

Aslında Türkiye, elektrik kesintilerine alışık. 2000'li yıllara kadar İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde bile en ufak rüzgârda, yağmurda elektrik kesilirdi. Ama internetin ve özel kanalların bu kadar çok olmadığı dönemlerde elektrik kesintisi bir eğlenceydi. Mum ışığında oynamak, ailece sohbet etmek keyifti. Kesinti, hayatın normal rutinlerindendi. Sobayı yakar başında otururdu insanlar. "Eyvah elektrik yok ne yapacağım." telaşı yaşanmazdı. Önceki hafta yaşanan bu kesinti, 2000'li yıllarda doğanları çok korkuttu. Işık olmadan, kombi ve televizyon çalışmadan, internetsiz ne yapacaklardı? "Anne ne olacak şimdi?" diye soranlara ne cevap vereceğini şaşırdı yeni neslin ebeveynleri. Aslında bu soru ve yaşanan psikolojik buhran, modern çağ insanının, elektriğe ne derece bağımlı olduğunu gösteren şeyler. Nitekim elektrikler olmadığı için yapacak bir şey bulamayan çoğu insan, uyuduğunu söylüyor.

Elektrik Mühendisleri Odası Enerji Birim Koordinatörü Olgun Sakarya, elektriğin insanların sosyal ve ekonomik alanda hayatları için önemli bir belirleyici faktör olduğunu söylüyor. Yani elektriğin olmadığı yerde bugünkü yaşantımızı sürdürebilmemiz mümkün değil. Bu anlamda devletlerin en önemli görevlerinden biri insanlara kesintisiz enerji sağlamak. Hatta Sakarya'ya göre bu, stratejik bir kamu hizmeti. Sakarya, devletin enerji üretimi ve dağıtımında özelleştirmeye gitmesini de eleştiriyor.

İstanbul'daki bu kesintide yaşadıklarını sanal âlemde paylaşanlar, çağımız insanının elektriğe bağımlılığından dem vurup, doğal yaşam övgüsü yaptı. Hazıra alıştırılan günümüz insanı, eskiler gibi her türlü aksaklığa, yokluğa karşı temkinli değildir. Nakit parası yoktur, kredi kartı veya bankamatik kartı kullanır çünkü. Ama elektrikler yokken ne yapacak? Kötü günler için yastık altında sakladığı nakiti olmalıydı mesela. Ya da kilerde kışlık yiyecekleri... Isınma problemini nasıl çözecek, kombi çalışmıyor. Sobalar kaldırılalı yıllar oldu. Hayatı doğallık penceresinden okuyanların haklılık payları var ama Genç Siviller'den Turgay Oğur, bu bakış açısını eleştiriyor. "Son yıllardaki çevreci argümanlar insanların en doğal halinin ana karnında doğmuş çıplak hali olduğunu düşünmemize neden oluyor." diyen Oğur, durumun tam aksi olduğu görüşünde. Şöyle ki; "İnsan, bir ayıyla karşılaştırdığımızda, ciddi eksiklerle doğuyor ve aklı ile bu eksikleri tamamlıyor. Elektriğe bu kadar alışmamız normal. Çünkü bizi dünyaya daha uyumlu hale getiriyor. Elektriğin hiç kesilmemesini beklemek de modern insan züppeliği değil. Teknoloji, insanı daha da doğallaştırıyor." diyor.
Organik elektrik, mum ışığı mıdır?

Elektriğin en organik domatesten daha doğal bir şey olduğunu düşünen Oğur, elektriğin insandan önce dünyada olduğunu söylüyor. Yıldırımlarda ya da balıkların yan pulları elektrik dalgaları yayıyor ve bu sayede sağa sola çarpmıyor mesela. Yani Oğur'a göre insanoğlunun yaptığı, vahşi bir atı ehilleştirip kabloya sokmak. Doğal olmak, mum ışığında yaşamak değil yani!

Zaman - Gülizar Baki

26 Oca 2012

Türkiye'de Elektriğin Tarihi

1902 yılında;
     İlk kez Tarsus'ta kurulan hidroelektrik santral ile Türkiye'de elektrik üretilmeye ve kullanılmaya başlandı.
     15 Eylül 1902 tarihinde Belediye çalışanı Avusturyalı Dörfler, su değirmeni milinin transmisyon kayışı ile 2 kW'lık bir dinamoyu bağlayarak elektrik üretilmesini sağladı. Tarsus'ta kurulan bu hidroelektrikten üretilen ilk elektrikle Tarsus'un sokakları ve Tarsus'un müftüsü ile sorgu hakiminin evleri aydınlatıldı.


1914 ve 1983 yılları arasında;
     İlk kayda değer elektrik üretim tesisi Silahtarağa Termik Santrali hizmet verdi.
1930 yıllarına kadar; Türkiye'deki elektrik çalışmaları, yabancı işletmeler ve ellerinde bulunan yerel santraller ile onların beslediği yerel dağıtım şebekeleri ile gerçekleştirilmişti.
     Elektrik dağıtım hizmetleri genellikle belediyelere devredilmişti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu 1923 yılında;
Kurulu güç: 33 MW
Üretim: 45 Milyon KWh
1935 yılında ise;
Kurulu güç: 126.2 MW
Üretim: 213 milyon KWh, elektriğin ulaştığı il sayısı da 43'e yükselmişti.

1935 yılında çıkan 2805 ve 2804 sayılı kanun ile Etibank'ın ana işlevinden birisi elektrik işletmeciliği olarak belirlendi, Kanun ile Maden Tetkik Arama (MTA), Kanun ile Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİEİ) kuruldu.

1954 yılında bütün elektrik üretim ve dağıtımı Etibank önderliğinde yürütüldü.

1952 yılında Silahtarağa Termik Santrali'nden Çatalağzı Termik Santrali'ne 154 kv'luk enerji nakil hattı ile İstanbul'a enerji takviyesi yapıldı. Bu takviye Ulusal Enerji Sisteminini başlangıcı olmuştur.

1956 yılında Seyhan Barajı, Sarıyar Barajı ve Tunçbilek Termik Santrali Ulusal Elektrik Sistemi'ne bağlandı.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük elektirk projesi Atatürk Barajı 2400 MW gücündedir.



1958 yılında Kemer Barajı, 1959 yılında Hirfanlı Barajı, 1960 yılında Demirköprü Barajı o yıllarda kurulan hidroelektrik tesislerdir.

1970 yılında; 
     Türkiye Elektrik Kurumu kuruldu. İstisnalar dışında üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin yapım ve işletilmesi ile elektrik sektörünün planlanması tekel statüsüyle TEK'e verildi.
      Kurulu güç: 2234.9 MW,
      Üretim: 8 milyar 623 milyon kWh seviyelerine yükseldi.
     Elektrik ulaşan köy oranı %7'ye çıktı.

1972 yılında Türkiye’nin bu yıla kadarki en büyük baraj ve HES'i olan 300 MW gücündeki Gökçekaya Barajı ve HES ile yine en büyük termik santral projesi olan Seyitömer Termik Santralı devreye alındı.

1975 yılında, Keban Barajı 1330 MW'lık kapasitesi ile o yıla kadar kurulan tüm barajlı santralerin toplamından daha büyük kurulu güce sahip olarak inşa edildi.

1980 yılında Türkiye'nin;
     Kurulu gücü: 5118.7MW'a
     Üretimi: 23 milyar 275 milyon kWh kapasitesine ulaştı.

1982 yılında;
      Belediyeler ve Birliklerin ellerindeki elektrik tesisleri TEK'e devredildi.
      Enerji üretimi, dağıtımı ve satışı TEK tarafından yapılmaya başlandı.
      Kurulu güç: 6638.6 MW,
      Üretim: 26 milyar 552 milyon kWh olmuştur.
      Elektrik ulaştırılan köy sayısı % 61'e ulaşmıştır.
      Çayırha Termik Santrali yapılmıştır.
      300MW 2 ünite faaliyete geçmiştir.

1984 yılında; TEK’in tekel statüsü kaldırıldı, yerli ve yabancı Sermaye şirketlerine üretim tesisi kurmak ya da mevcut üretim ve dağıtım tesislerinin mülkiyeti TEK’da kalmak üzere işletme hakkı devralmak suretiyle faaliyette bulunma imkânı verildi.

1993 yılında;
      TEK; ikiye ayrılarak üretim ve iletimden sorumlu TEAŞ, dağıtımdan sorumlu TEDAŞ kuruldu.
      Yap-İşlet Devret (YİD) modeli ile kurulması kabul edilen üretim tesislerinin finansmanının teşebbüs sahiplerince sağlanması, üretilen tüm enerjinin
      TEK tarafından satın alınması benimsendi.
      Özel sektöre üretim, iletim, dağıtım ve ticaret yetkisi veren, Yap-işlet-Devret modeline,
otoprodüktör (Kendi elektrik enerjisi ihtiyacını kendi ürettiği tesislerden sağlayan, ürettiği fazla enerjiyi kamuya satan sanayi kuruluşları) uygulamasına ve mevcut tesislerin işletme hakkı devirlerine imkân sağlandı.

1996 yılında sadece yeni üretim tesislerinin yapımı için Yap-İşlet Modeli uygulanmaya başlandı.

2001 yılında,
      4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Kurulu (EPDK) oluşturulmuş olup piyasada faaliyet gösterecek olan işletmelerin bu kurum ve kurul ile uyumlu çalışması öngörüldü.
      Bu dönemde Türkiye Elektrik Üretim ve İletim Anonim Şirketi (TEAŞ) üçe bölünerek;
      Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)
      Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi (TETAŞ)
      Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) kuruldu.

2000 yılında 2 ünite daha faliyete geçti.

2004 Yılında yapılan mevzuat değişikliği ile Devlet Su İşleri kontrolünde olan bütün HES'ler Elektrik İdaresine devredildi.

Günümüzde elektrik satış fiyatları devlet tarafından belirlenmektedir.

25 Oca 2012

Farkında Mısın?

Evindeki tehlikenin farkında mısın?

Sadece İstanbul’da her gün 400 bin’den fazla elektronik eşya voltaj ya da elektrik kesintisi yüzünden arızalanıyor veya kullanılamaz hale geliyor. Üstelik bu arızalar garanti kapsamına alınmıyor.

Paranı çöpe atma!

UPS hastane gibi hayati önem taşıyan kuruluşlarda ve endüstriyel uygulamalarda kendine gittikçe yaygın kullanım alanı bulmaktadır. 

Güç elektroniği ve elektronik kontrol tekniğindeki gelişmelere paralel olarak yenilenen UPS‘ler günümüzde tüketicinin tüm isteklerine cevap verebilecek özellikte ve performansta yapılabilmektedir.

UPS‘ler özellikle bilgi işlem sistemlerinde ve kişisel bilgisayarlarda şebekede bir arıza oluşması halinde o esnada çalışılan bilginin kaybolmaması ve genel olarak cihazın şebekeden gelebilecek bozucu etkilere karşı korunması amacıyla kullanılmaktadır.


Bu bozucu etkiler;
- Rastgele veya düzenli elektrik kesintileri
- Kapasite yetersizliğinden doğan gerilim düşümleri veya sürekli düşük ya da yüksek şebeke gerilimi genel olarak güç kalitesinin düşük olması.
- Harmonik bozulmalar, kararsız frekans, ani gerilim sıçramaları ve gürültü.
- Harmonikler yakındaki bir tesiste büyükçe bir elektrik yükünün devreye girmesi veya çıkması ya da doğrusal olmayan yüklerin kullanımda olması nedeniyle oluşan ve şebeke gerilimi dalga şeklinin olması gereken sinüs formundan uzaklaşması sonucu ortaya çıkan yüksek frekanslı titreşimler olarak özetlenebilir.

Evinizde yer alan ve ani yükselen veya düşen voltaj yüzünden bozulması yüksek muhtemel elektronik aletlerden bazıları; bilgisayar (masaüstü-dizüstü), buzdolabı, televizyon, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, ses sistemi ve aklınıza gelebilecek, evde kulandığınız her türlü elektrik alet voltajdan etkilenmektedir.

Necron Energy işte tam da burada senin güvenliğini ve paranın değerini önemsediği için kesintisiz güç kaynakları üretmektedir.

Evinizdeki elektronik aletlerin sağlığı için bize başvurabilirsin:

Aşağıdaki numaralardan bize 7gün / 24saat ulaşabilirsin;0535 289 4 886
0530 969 4 822
0532 543 0 378

E-mail: info@necron.com.tr

23 Oca 2012

Filmmor 10. Yılında


Necron Sevgiyle Destekler... "10. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali Başlıyor!"

Festival 9–19 Mart’ta İstanbul’da gerçekleşiyor ve ardından Van Kadın Derneği (VAKAD) ortaklığıyla prefabrikler, çadır kentlerde de olsa Van’da, Yüksekova Kadın Derneği ortaklığıyla Hakkari’de, Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Derneği (ELDER) ortaklığıyla Çanakkale’de devam ediyor.

Festival, yirmiyi aşkın ülkeden yetmişin üzerinde filmle, dünyanın farklı ülkelerinden konuklar, tema bölümleri, toplu gösterimler, panel, konferans ve atölyelerle ve elbette 10 yıldır festivale gelen ve destekçileriyle birlikte 10. yılını kutluyor.

Feminist Sinemanın 100 Filmmor’un 10. Yılı (Elem Tere Fiş Kem Gözlere Şiş) Seçkisi 10. Filmmor Kadın Filmleri Festivalinde!

Kadınlar 100 yılı aşkın süredir sinema yapıyor. Filmmor Kadın Filmleri Festivali de feminist sinemanın yüz yılına ve kendi on yılına gönençle geleceğe umutla bakıyor. Sinema tarihinin ilk kurmaca filmini çeken Alice Guy-Blache filmlerinden başlayarak Marleen Gorris’e uzanan bir seçkiyle feminist sinemayı var eden, feminist sinemanın yüzakı yönetmenlerinin filmlerini  Feminist Sinemanın 100 Yılı Filmmor’un 10 Yılı özel seçkisinde buluşturuyor.



Festival, 10. yılının gönenç ve umudunu dünyanın dört bir yanından kadın sinemacılarla paylaşıyor. Festival 10. yıl coşkusunu feminist sinemayı var eden ve kadınların sinemasının önünü açan kadın yönetmenlerle paylaşacak. Dünyanın yarısında ama sinemanın yüzde beşinde yer alan kadınlar festivalin konuğu olacak. Türkiye’de ve dünyada feminist sinemanın oluşmasına katkılarından dolayı 10 kadın yönetmen/sinemacı/feminist Filmmor’un konuğu olup açılış töreninde plaketlerini alacaklar.

Festivalde her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyanın farklı ülkelerinden kadınların kısa / uzun, belgesel / kurmaca / animasyon / deneysel filmleri Kadınların Sineması bölümünde yer alıyor.

Tutkuyu Filme Almak (Filming Desire) filmi ile festivalde daha önce yer alan Marie Mandy bu yıl toplu gösterimiyle festivale konuk oluyor.

Tunus’un Yaseminleri bölümünde Tunus’tan kadın yönetmenlerin filmleri ve Cins-iyet-ler bölümünde cinsiyet ve cinsel kimlik meselelerine dair filmler yer alıyor.
Festival; açılış/kapanış törenleri, 4. Altın Bamya Ödülleri, yönetmenlerle söyleşiler, atölye, panel ve diğer etkinliklerle birlikte dört ilde sizlerle birlikte olacak.



Sosyal medya adresleri:
https://twitter.com/#!/Filmmor_
http://www.facebook.com/pages/Filmmor/230219163714199
http://www.facebook.com/groups/6635938969

18 Oca 2012

2070 Yılından Mektup

"50 Yaşına henüz bastım ama görüntüm 85 yaşındaki biri gibi. Yeterince su içemediğim için böbrek sorunları yaşıyorum ve korkarım ki yaşamak için vaktim yok.

5 yaşında bir çocuk olduğum günleri iyi hatırlıyorum. O zamanlar her şey çok farklıydı. Parklarda pek çok ağaçlar evlerde güzel bahçeler vardı. Ve ben 30 dakikadan fazla süre boyunca zevkle duş alırdım. Bugünlerde ise cildimizi temizlemek için mineral yağlı havluları kullanıyoruz.


Eskiden kadınların güzel saçları vardı. Şimdi ise başımızı su kullanmadan temiz tutmamız gerektiği için traş etmek zorundayız.

Eskiden babam arabasını hortumla yıkardı. Şimdi ise oğlum suyun bu şekilde ziyan edildiğine bir türlü inanamıyor.

Sokaklarda, posterlerde, radyoda ve televizyonda "Suyu Duyarlı Kullanın" uyarıları olduğunu hatırlıyorum. Ama hiçkimse bu uyarıları önemsemezdi. Suyun sonsuza dek var olacağını sanmıştık...

Şimdi ise nehirler, göller, barajlar ve yeraltındaki su yatakları ya kurudu ya da kirlendi...

Sanayi hemen hemen durma noktasına geldi ve işsizlik büyük oranlara ulaştı. Yegane iş alanı deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanabiliir hale getiren fabrikalar ve işçiler maaşlarının bir bölümünü içme suyu olarak alıyorlar.

Sokaklarda eli silahlı haydutların bir damacana su için insanlara saldırmaları çok yaygınlaştı.

Yyiyeceklerin %80'i sentetik Eskiden yetişkin bir insanın günde 8 bardak su içmesi tavsiye edilirdi. Şimdi ise Benim sadece yarım bardak su içmeme müsade ediliyor.

Biz şimdi bir kere giyildikten sonra atılan giysileri giymek zorundayız ve bu da çöp miktarını arttırıyor. Daha kötüsü de ne biliyor musunuz? Kanalizasyon sistemi susuzluktan çalışmadığı için foseptik kullanıyoruz.

Nüfusun dış görünümü korkunç. Susuzluk nedeniyle; kırışık, sıska, ultraviyole ışınları nedeniyle de yaralı vücutlar... Ozon tabakası kalmadığı için ışınlar çok daha kuvvetli.

Cilt kanseri mide bağırsak enfeksiyonları ve idrar sistemi sorunları ölümlerin ana sebepleri.

Cildin aşırı kuruması nedeniyle 20 yaşındaki bir genç, 40 yaşında gibi görünüyor. Bilim adamları araştırdılar. Ancak bu soruna bir çare bulamadılar. Su üretilemiyor ağaç ve sebze olmadığı için oksijen de azaldı ve bu yüzden yeni neslin zeka kapasitesi ciddi bir şekilde zarar görüyor.

Pek çok erkekte sperm oluşum morfolojisi değişti, bunun sonucunda da bebekler kusurlu, mutasyonla ve fiziksel sakatlıklarla doğuyorlar.

Devlet soluduğumuz hava için bize para ödetiyor. Erişkin bir kişi başına günde 137 m3 hava soluyoruz. Bu parayı ödeyemeyen insanlar güneş enerjisi ile çalışan büyük mekanik akciğerlerle havalandırılan bölgelerden kovuluyorlar. Soluduğumuz hava kaliteli değil ama en azından nefes alabiliyoruz. Ortalama insan ömrü 35 yıl...

Hala biraz yeşil alanı olan nehirleri akan bölgeler silahlı askerler tarafından korunuyor. Su altın ve elmastan çok daha değerli bir hazine haline geldi.

Yaşadığım yere nadiren yağmur yağdığı için hiç ağaç yok. Bazen yağış beklerken asit yağmurları yağıyor. Mevsimler ciddi bir şekilde, 20. yüzyılın çevreye zarar veren sanayisi, atomik deneyler ve çevreye yaydıkları kirlerden etkilendiler.

O zamanlar çevreyle ilgilenmemiz konusunda uyarılmıştık ama hiçkimse dikkate almamıştı, ne yazık...

Oğlum benden gençliğimden söz etmemi istediği zaman Ona, yeşil tarlaların, çiçeklerin güzelliğini, yağmuru, nehirlerde yüzmenin, balık avlamanın, içebildiğimiz kadar su içebilmenin ne büyük bir keyif olduğunu ve insanların ne kadar sağlıklı olduklarını anlatıyorum.

Bana "Peki şimdi neden su yok?" diye sorduğunda boğazım düğümleniyor. Çünkü ben de yaşadığı çevreyi kirleterek tahrip olmasına sebep olan ve bütün o uyarılara kulan tıkayan nesle aitim...

Şimdi ise çocuğum, bizim çocuklarımız bunun bedelini ödüyorlar, susuz kalarak ve ölerek...

Ne kadar çok isterdim geriye dönüp insanoğluna bunları anlatabilmeyi..."

13 Oca 2012

2011 Yılında Elektrik Tüketiminde Artış

TEİAŞ Aralık ayı geçici işletme sonuçlarına göre Türkiye'nin 2011 yılında tükettiği elektrik, 2010 yılına göre %9,7 artış gösterdi.

Böylece 1 yılda tüketilen elektrik 229 milyar 344,4 milyon kWh'e ulaştı.

2011'de üretilen elektrik enerjisinin;

73 milyar 509,1 milyon kWh'sı Elektrik Üretim Anonim Şirketine (EÜAŞ) ait santrallerden,
18 milyar 823,4 milyon kWh'sı EÜAŞ'ye bağlı ortaklıklardan,
4 milyar 565,6 milyon kWh'sı işletme hakkı devri santrallerinden,
11 milyar 708,1 milyon kWh'sı otoprodüktörlerden,
44 milyar 937,9 milyon kWh'sı yap-işlet santrallerinden,
12 milyar 809,9 milyon kWh'sı yap-işlet-devret santrallerinden,
62 milyar 76,9 milyon kWh'si de serbest üretim şirketleri tarafından üretildi.

12 Oca 2012

Elektronik Cihazlarda Büyük Tehlike!


Sadece İstanbul’da her gün 400 bin’den fazla elektronik eşya voltaj ya da elektrik kesintisi yüzünden arızalanıyor veya kullanılamaz hale geliyor.

Üstelik şebekede meydana gelen ani dalgalanmaların yol açtığı elektriksel arızalar bir çok cihaz için garanti kapsamında sayılmıyor.

Evlerinizde bulunan bilgisayar, plazma, müzik seti, ses sistemi, sinema sistemi gibi  değer verdiğiniz ve yüksek ücretlerle shaip olduğunuz elektronik aletlerinizi bir anlık elektrik kesintisine veya şebeke sorunlarına feda etmeyin. Önleminizi alın, paranızı çöpe atmayın...

Önlem almak istiyorsanız hemen bizimle iletişime geçin ve bırakın size yardımcı olalım:
0535 289 4 886
0530 969 4 822
0532 543 0 378



UPS Necron Servis